Uçaklı GAP TURU 26 Ekim Har. 5 Gece Kon.

 

GAP TURU

Uçaklı

ANTAKYA - GAZİANTEP - ADIYAMAN - ŞANLIURFA - MARDİN - DİYARBAKIR

1450 TL

5 GECE 6 GÜN, 5 GECE OTEL KONAKLAMASI
Gidiş: 26 Ekim, Pegasus HY / Sabiha Gökçen - Hatay (Antakya): 09.40
Dönüş: 31 Ekim, Pegasus HY / Diyarbakır - Sabiha Gökçen: 21.25

 

   

 

1. Gün
Antakya - Uzun Çarşı - Mozaik Müzesi - St. Pierre Kilisesi - Habib Neccar Camii ve Kabri - Tarihi Sokaklar - Harbiye, Şelale - Gaziantep

Değerli Misafirlerimiz, Sabiha Gökçen Havalimanında Pegasus kontuarı önünde buluşuyoruz. 09.40 Pegasus Havayolları İstanbul / Hatay uçağı ile Antakya’ya hareket ediyoruz. Hatay’a varışta bizleri bekleyen tur aracımız ve rehberimiz ile buluşarak turumuza başlıyoruz. Alınan (ekstra) kahvaltının ardından, dinlerin ve dillerin kardeş gibi koyun koyuna yaşadığı, hoşgörünün ve farklı kimliklere saygının başkenti, Roma döneminde olimpiyatlar şehri diye bütün dünyada nam salmış Hatay il merkezi Antakya’da gezimize başlıyoruz. Antakya’da yapılan panoramik şehir turu sonrasında öğle yemeğimizi, Antakya mutfağının birbirinden değişik ve lezzetli mezelerinin tatlandırdığı bir menüyle alıyoruz. Künefenin bu şehre ait olduğunu da şimdiden hatırlatalım. Dünyanın ikinci büyük Mozaik Müzesi olan Hatay Müzesi’ni geziyoruz. Müze gezimiz sonrasında dünyanın ilk mağara kilisesi St. Pierre Kilisesini ziyaret ediyoruz. Anadolu’da yapılan ilk camii olan ve içersinde Hz İsa’nın havarilerinden Yahya, Yunus, Şem'un-ı Sefa ve Yasin suresinde adı geçen Habib-i Neccar’ın da kabrinin bulunduğu Habib Neccar Camii’ni ziyaret ediyoruz. Camii ziyaretimizin ardından Eski Antakya Evlerini göreceğimiz sokaklarda yürümeye başlıyoruz. Katolik, Ortodoks Kiliselerini ziyaret edip (ziyarete açık olduğu takdirde kiliseleri görebiliriz.) Antakya’nın modern halini bize unutturacak olan Uzun Çarşı’ya giriyoruz. Sonrasında eski dönemlerde Antakyalı zenginlerin yazlık mevkii olarak kullandığı ve çağlayanlarından su kanallarıyla şehre su getirilen Harbiye’yi (Defne) geziyoruz. Harbiye’deki gezimizden sonra, düşman işgali sırasındaki şanlı direnişiyle 1927 yılında “Gazi” ünvanı alan Gaziantep’teki otelimize hareket ediyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde. GAZİANTEP

 

2. Gün
Gaziantep - Zeugma Mozaik Müzesi - Kale - Bakırcılar Çarşısı - Mutfak Kültürü Müzesi - Tahmis Kahvehanesi

Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltının ardından Helenistik dönemde “Toroslardaki Antakya” anlamına gelen ‘Antiochia Ad Taurum’ adı verilen, Arap kaynaklarda Ayıntap olarak geçen, güneydoğu anadolu bölgesinin sosyo-ekonomik açıdan en gelişmiş ili Gaziantep gezimize başlıyoruz. Şehirdeki ilk durağımız Büyük İskender tarafından geçit yeri anlamında isimlendirilen ZEUGMA’dan çıkartılan mozaiklerin sergilendiği Mozaik müzesi oluyor. Dünyaca ünlü ‘Çingene Kızı’ mozaiğinin yanı sıra konusunu Yunan mitolojisinden alan mozaikleri rehberimizin anlatımları eşliğinde gördükten sonra şehir merkezine gidiyoruz. Şehir merkezinde yürüyerek yapacağımız gezimizde öncelikle Bey Mahallesi’ne gidiyoruz. Dar sokakları ve birbirinden güzel sivil mimari yapılarından oluşan yerleşimde 1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün Gaziantep’i ziyareti anısına geleneksel bir Antep evinde ziyarete açılan Atatürk Anı Müzesi’ni geziyoruz. Ardından kültür yolu olarak düzenlenen rotada yapacağımız yürüyüşümüzde yapılış tarihi tam olarak bilinmeyen Gaziantep Kalesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze ulaşan Hanları gördükten sonra Tahmis kahvesine ulaşıyoruz. İlk kez 1638 yılında yapılan, 1901 yılındaki yangından sonra yenilenerek günümüze gelen Tahmis Kahvesi’nde vereceğimiz mola ardından, çarşılarda satılan birbirinden güzel yemeniler, meşhur Elmacı Pazarı’nda yöreye özgü baharatlardan ve yörede Bandırma olarak bilinen cevizli sucuklardan, Bakırcılar çarşısında satılan birbirinden güzel bakır eserlerden almak için vereceğimiz serbest zaman ardından, otelimize hareket. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde. GAZİANTEP

 

3. Gün

Birecik Kelaynak Kuşları - Halfeti - Tekne Turu - Savaşan Köyü – Şanlıurfa - Balıklı Göl - Ayn El Zeliha Gölü - Hz. İbrahim Makamı - Gümrükhan 

Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltının ardından Fırat nehri üzerinde kuzeyden güneye 4. baraj olan Birecik Barajı ile bir kısmı sular altında kalan Halfeti’ye doğru yola çıkıyoruz. Yolumuz üzerinde, Kelaynak kuşlarıyla ünlü Birecik’e varıyoruz. Koruma altındaki Kelaynak kuşlarını gördükten sonra ‘siyah gül’ denince ilk aklımıza gelen ve Fırat Nehri üzerinde kurulan Birecik Barajının suları altında kalan eski Halfeti’ye varıyoruz. Bizi bekleyen özel teknemizle Birecik baraj gölü üzerinde birbirinden güzel manzaraların eşliğinde yaklaşık bir saat sürecek tekne turumuza başlıyoruz. Tekne turumuz esnasında ilk dikkatimizi çeken Fırat nehri ile Merziman Çayı’nın birleştiği noktada kurulan heybetli Rumkale oluyor. Kalenin ardından bir zamanlar yaşam alanı olarak kullanılmış mağara evleri ve önemli bir kısmı sular altında kalmış olan Savaşan Köyü’nü, sular altında kalan caminin suların üzerinde kalan tek kısmı olan minaresini görüp fotoğrafladıktan sonra, Peygamberler şehri Şanlıurfa’ya doğru yola çıkıyoruz. Şanlıurfa’ya varışımızda, yürüyerek şehri gezmeye başlıyoruz. Yapacağımız yürüyüşte Hz İbrahim’in Nemrut tarafından ateşe atıldığına inanılan Balıklıgölü, az ilerisindeki Ayn Zeliha Gölü’nü, Rızvaniye Camii’ni ve Hz İbrahim’in doğduğu mağara olarak bilinen mağarayı görüyoruz. Buradaki gezimizin ardından eski Urfa’dan günümüze kalan en önemli eserlerden olan hanlar bölgesine geçiyoruz. Burada vereceğimiz serbest zamanda dileyen misafirlerimiz alışveriş yapabilirler ya da meşhur Gümrük Han’da kahvelerini içebilirler. Serbest zaman sonrasında, otelimize gidiyoruz. Konaklama otelimizde. ŞANLIURFA
Arzu eden konuklarımız, Urfa kültürünün bir parçası olan Sıra Gecesi eğlencesine katılabilirler. (Ekstra Kişi Başı 75 TL)

4. Gün

Göbeklitepe - Harran Üniversitesi - Ulu Camii - Konik Harran Evleri - Atatürk Barajı - Adıyaman - Kâhta - Karakuş Tümülüsü Cendere Köprüsü - Arsemia Tapınağı - Nemrut Dağı

Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltının ardından ilk kez insanlığın bilinen ilk mabedine, Göbeklitepe’ye doğru yola çıkıyoruz. 1996 yılında kazı çalışmaları başlayan Göbeklitepe’nin Neolitik dönem insanının kutsal tapım merkezi olduğu bilinmektedir. Buradaki tapınakları görüp Göbeklitepe hakkında rehberimizden bilgi aldıktan sonra 4 bin yıl öncesine ait olan Kültepe, Mari ve Ebla tabletlerinde adından bahsedilen Harran’a doğru yola çıkıyoruz. İlk dikkatimizi çeken yer Harran’daki yerleşimi M.Ö. 5.bin yıla kadar gittiğini öğrendiğimiz Harran Höyüğü oluyor. Höyüğün eteklerinde yapacağımız kısa bir yürüyüşün ardından Emevi halifesi Mervan tarafından yaptırılan Cennet Camisine (Camii el Firdevs) ve cami ile aynı avluda yer alan Anadolu’da kurulan ilk İslam Medresesi’nin (Harran Üniversitesi) kalıntılarını gördükten sonra kentin meşhur Konik kubbeli evlerinden birini ziyaret ediyoruz. Buradaki ziyaretimizin ardından, Harran Ovası’na da hayat veren GAP projesinin en önemli yatırımı olan Atatürk Barajı’na doğru yola çıkıyoruz. 8 yıl gibi oldukça kısa bir sürede yapımı tamamlanan Atatürk Barajına gidiyoruz. Yapıldığı dönemde Türkiye’deki mevcut Hidroelektrik santrallerinin ürettiği toplam elektrik miktarının yaklaşık %20’sini tek başına üretebilecek kapasiteye sahip olan Atatürk barajında ziyaretçiler için hazırlanmış olan Seyir terasına geçip Türkiye’nin medarı iftiharı olan bu eşsiz yapıyı rehberimizden dinleyip baraj yapımı esnasında hayatını kaybeden işçiler için yapılan anıtı görüyoruz. Ardından Adıyaman’a varıyor ve burada minibüslerimize binerek Kâhta ilçesi üzerinden Nemrut Dağı Milli Parkı sınırları içerisinde bulunan Kommagene Krallığı’ndan günümüze kalan en önemli eserleri görmek üzere yola çıkıyoruz. İlk durağımız Kommagene ailesi kadınları için yaptırılan ve önündeki sütun üzerinde bulunan kartal heykeli nedeniyle yöre halkı tarafından Karakuş Tümülüsü olarak adlandırılan mezar yapısı oluyor. Ardından minibüslerimizle Roma İmparatoru Septimus Severus zamanında eski adıyla Chabinas şimdiki adıyla Cendere suyu üzerinde inşa edilen Cendere Köprüsü’nü görüyoruz. Yaklaşık 1900 yıldır ayakta olan bu köprüyü görüp Septimus Severus ailesiyle olan ilişkisini rehberimizden dinledikten sonra Kommagene Kralları’nın yazlık başkent olarak kullandıkları Arsemia kentini görüp Nemrut Dağı’na ulaşıyoruz. 2150 mt yükseklikteki zirvede Antiochos’un mezarının doğu ve batı teraslarındakı Zeus-Oromasdes, Apollon-Mithras, Herakles-Artagnes, Kommagene-Fortuna tanrılar heykellerini rehberimizin anlatımları ile tanıdıktan sonra, güneşin batımını izliyoruz. Gün batımı sonrası minibüslerimize binerek otelimize ulaşıyoruz. Akşam yemeği ve konaklama. ADIYAMAN
 

5. Gün 

Adıyaman - Mardin - Deyr-ul zafaran Manastırı - Kasımiye Medresesi

Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltının ardından, müze kent Mardin’e hareket ediyoruz. Buradaki ilk durağımız 1895 yılında Antakya Patriği Behnam Bani tarafından Katolik Süryani Patrikhanesi olarak yaptırılan binada bulunan Mardin Müzesi oluyor. Başta Girnevaz höyüğü olmak üzere kent çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan Tunç Çağı’ndan Osmanlı dönemine kadar çok geniş bir zaman dilimine ait olan çeşitli eserlerin sergilendiği müzenin Etnografya salonunda ise özellikle bir sonraki gün ziyaret edeceğimiz Midyat’ta köklü bir geçmişe sahip olan gümüş işçiliği örnekleri dikkat çekmektedir. Müzenin ardından Mardin’in dar sokaklarında yapacağımız yürüyüşümüzde Mor Behnam Kilisesi’ne gidiyoruz. Kırklar Kilisesi olarak da bilinen bu kiliseyi görüp Hristiyanlıkta önemli yeri olan Kırk şehitlerin hikayesini dinledikten sonra kent dokusunun önemli bir unsuru olan Abbara örneklerini, Artuklu mimarisinin en önemli eseri olan Mardin Ulu Camiini gördükten sonra Mardin’in ‘Mimar Sinan’ı olarak bilinen Mimarbaşı Lole Serkis Gizo tarafından yapılan PTT binasını ve minaresi yine Lole tarafından yapılmış olan Şehidiye camisini gördükten sonra yörenin meşhur kahveleri ve badem şekerleri alışverişimizi yapıyoruz ve aracımızla buluşup Kasımiye Medresesi’ne gidiyoruz. İki katlı ve Açık Avlulu Medrese tipinin en güzel örneklerinden olan Kasımiye Medresesi’ni gezip özellikle de ana eyvanda bulunan çeşmeden, avlusunda bulunan havuza akan suyun hikayesini rehberimizden dinledikten sonra otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği ve konaklama otelimizde. MARDİN

Yemek sonrası dileyen misafirlerimiz Mardin gece ışıklandırmalarını fotoğraflamak için gece turuna çıkabilirler.


6. Gün

Mardin - Midyat - Hasankeyf Diyarbakır - Mardinkapı - Ulu Cami - Cahit Sıtkı Tarancı Evi - Hasanpaşa Hanı Dönüş

Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltının ardından ilk durağımız ‘Safran Manastırı’ şeklinde Türkçeye çevirebileceğimiz ve 1166 – 1932 yılları arasında Süryani Ortodoks Patrikliği merkezi olan Deyrulzafaran Manastırı oluyor. Midyat Harabale köyünden rahip Mor Şleymun’un M.S. 400’lü yılların başında burada bulunan kaleyi manastıra çevirip bazı azizlerin kemiklerini buraya getirmesiyle kurulan manastırda Meryem Ana Kilisesi, tarihi kesin olarak bilinmeyen bir Güneş Tapınağını manastır rehberi eşliğinde tanımamızın ardından Midyat’a gidiyoruz. Burada günümüzde Midyat Konuk Evi olarak bilinen eski bir Süryani yapısı olan konağı gezdikten sonra Gümüşçüler çarşısında vereceğimiz serbest zamanda dileyen misafirlerimiz bölgenin önemli el sanatlarından olan Telkari gümüş işçiliği örneklerini görüp alışverişlerini yapabilirler. Ardından yapımı devam eden Ilısu barajı su tuttuktan sonra baraj gölü altında kalacak olan Raman dağlarının güneyinde, Dicle nehrinin iki tarafına kurulu olan Hasankeyf’e gidiyoruz. Hasankeyf’te ziyarete kapalı olan kalenin kuzey ucunda yer alan ve Seyir köşkü olarak yapılan Küçük Saray yapısını (aşağıdan görülecektir), ilk ne zaman yapıldığı bilinmeyen ve günümüzdeki haliyle Roma dönemine ait olan köprünün temelleri üzerine Artuklular tarafından tekrar inşa edilen köprüyü ve El Rızk camine ait olan ve yakında tıpkı Zeynelbey Türbesi gibi yeni yerleşime taşınması planlanan minaresini gördükten sonra petrol kuyuları manzarası eşliğinde Batman üzerinden Diyarbakır’a ulaşıyoruz. Hevsel Bahçeleri ve Dicle Nehri üstüne kurulu 10 Gözlü Köprüyü görüyoruz. Mardin Kapı ve Keçi Burcu’nu gördükten sonra Hasanpaşa Hanı’na gidip çay ve kahvelerimizi yudumluyoruz. Edebiyat dünyamızın önemli isimlerinden 35 yaş şiiri ile tanınan, Cahit Sıtkı Tarancı'nın doğduğu ve şu anda müze olarak hizmet veren evi geziyoruz. Bu ev aynı zamanda Diyarbakır sivil mimarisinin en güzel örneğidir. Sur içerisinde, Anadolu'da kurulan İslam tarihinin en eski camilerinden olduğuna inanılan V. Haremi Şerif olan Diyarbakır Ulu Camii’ni geziyoruz. Yapım tarihi ve yaptıran uygarlığın bilinmediği, 9000 yıllık bir tarihe sahip olduğu bilinen Diyarbakır Surlarını görüyoruz. Diyarbakır gezimiz sonrası havalimanına hareket ediyoruz.  Saat 21.25'te hareket edecek olan Pegasus uçağımız için biletleme işlemleri sonrası, Sabiha Gökçen'e hareket ediyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı'nda, bir sonraki Sumertur organizasyonunda Buluşmak dileğiyle vedalaşıyoruz.

                             

              ÜCRETE DAHİL OLAN HİZMETLER

  • Gidiş / Dönüş Uçak Biletleri
  • Sumertur Otobüsleri İle Yerel Ulaşım
  • Otellerde 5 Gece Konaklama
  • Açık Büfe 5 Sabah Kahvaltısı
  • Açık Büfe veya Set Menü 4 Akşam Yemeği
  • Profesyonel Rehber İle Çevre Gezileri
  • Sumertur Güvencesi ve Araç İçi İkramları
  • 1618 Nolu Turizm Kanununa Göre Zorunlu Seyahat Sigortası
  • Otobüs için yeterli sayı olmadığında 14 Kişilik Mercedes Sprinter veya Royal, Prestij, Turkuaz Marka 27 kişilik klimalı, yatar koltuklu araçlar ile turlar yapılabilir.

                ÜCRETE DAHİL OLMAYAN HİZMETLER

  • Tüm Öğlen Yemekleri
  • Tüm Yemeklerde Alınan İçecekler
  • Tüm Özel Harcamalar
  •  Müze Ören Yeri ve Milli Park Girişleri
  •  Halfeti Tekne Turu
  •  Nemrut Dağı Minibüs Ulaşımı ve Dağ Milli Park Girişi
  •  Yemekli Sıra Gecesi
  •  Ekstra Belirtilen Tüm Organizasyonlar
  •  Ek Hizmetler

 

                                    TUR ÜCRETİ: 1450 TL

                                    Tek kişilik oda farkı: 220 TL